MEHLİKA

         MEHLİKA                                              

 

Şafak bozumu düşlerden uyan,

Yağmurlu gözlerinle ufukta bir kalp çiz

Öznesini, aşkı tutuklayan Maşukun ceplerine gizle

Mum ışığında vazgeç lirik fısıltılardan

Yağmurun kucağında diril

Mehlika

Damlaların incisi…

 

Acemi tebessümle haritana bak

En tenha kentlere sür kendini

Melez sancılarla beraber yut sükutunu

Leyl’in koynuna adını bağışla

Karanlığa yakış ve ağla

Mehlika

Sürgün gözlü…

 

Sonbahar ikindisinde avuçlarına kınalar yak

Sırtını lâl olmuş eylüle yasla

Hanımeli yüreğine çekilip

Tiryaki türküler söyle duvar saatine

Geçen zamanı sobele

Mehlika

Eylülün gelini…

 

İrfan YILMAZ                    

 15/11/07

Yorum (yok) Yorum yaz!

Eksik susmalarım III

 

EKSİK SUSMALARIM III

 

Sağır duvarlarda can veriyor kelepçelerin senfonisi.

Adımlar eriyor yerde, kulak tıkıyor dört duvar.

Azad kekeliyor dilim, dudaklarım vasiyetimi heceliyor…

 

Tavanda sallandırılıyor aşkın aksi duruşu

Gölgesi ölüm düşüyor, dumanlı gözlerime

Saklanmış fermanlarını okuyor aşk, yüzüme

Harf harf vuruyor, körüklüyor hüküm telaşımı

Aşk yangınını eksiltiyor, ben susmalarımı…

 

Teraziye koyup suçlu taraflarını,

içime af’lar sunuyorum gümüş tepsilerde,

bütün yüreğini, aşka satıp meteliksiz kalan ruhuma inat…

Cesetler gömüyorum karanlıklara,

mükerrer yanlışların müeyyidesine inat…

 

Sen saklı gülüşlerimin melek yüzlü mimarı.

Sükutuma acılar düşürmeyimi yeğledin?

Yoksa travmalarına yüreğimin,

boşvermeyimi?

Neydi maharetin?

 

Aşkın kuyularında, aşka dair cümleler karaladım…

 Güneşi görmeden, yazdan kalma kırıklarımı işledim.

Bana kuyuları layık görenler,

sustukça gittiler…

 Konuştukça, ipimi çektiler…

 

Görmesinler ve bilmesinler asıl suçlunun bir firari olduğunu…

Kemirsinler hala sevebilen duygularımı.

Söküp alsınlar hüznümün azap yanını.

Şahit tutulsun gözler, sinemdeki SEN’in kurşuna dizilişine,

ibretle bakılsın kolay can veremeyişine…

 

Fütursuzca sırra kadem basıyor kalp vuruşlarım…

Eksilmesin susmalarım…

-Bırakın!

 Eksilmesin susmalarım…        

 SaLTaNat

 

Yorum (1) Yorum yaz!

Eksik Susmalarım II

 

EKSİK SUSMALARIM II

 

Tutsaklığıma sokuluyor her gün hayalin katre katre

Tek şekerli bir hasret yudumluyorum kederle efsunlanmış gözlerinden,

Perçeminden tutup kaldırıyorum yalnızlık yanımı

Griye boyanıyor avazım,  köşedeki Cezayir menekşem bile…

Hiçbir uyku maviye uyandırmıyor…

 

Yitik bir aşkın müebbetine yazılıyor yazılanlar

Ütüsü bozulmuş laflar ediliyor peşi sıra hayalinin

Ve susmalarımı eksiltiyorum ardından…

 

Dizleri kırılmış bir zaman, ardında bıraktığın…

Saatler hoyrat bir mirasyedi,

Yelkovan elinde neşterle yürek parçalıyor

Geçen her dakika kirpiklerime ecel yüklüyor…

 

Şehir esiyor yüzüme, en kuzeybatısından

Süngüsünde zehirle parmaklıklar üzerime geliyor…

Dipdiri gömüldüğüm yerde, nefes nefes tükeniyorum ömrümden

Kendim kadar geçiyorum senden, kendin kadar acıtıyorsun

Ahirinde katran renkli bir sükunete mevzileniyorsun…   

 

Uyku yoksunu gözlerim aciz kul kılarken beni…

Hayalin  kametledi, ben kıyamlarında durdum gecenin…

 

Orta yerinde tükeniş odalarının ve tamda suç üstülüğünde

Yalnızlık sobelendi kapımın eşiğinde, bir firak süzüldü içerlerime

 

Gel firakım! sende dikiliver başıma

Ben hep sana susayım…

Eksilmesin susmalarım…

 

 

 

                                                               BEŞNİSAN  SaLTaNaT 

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Eksik Susmalarım I

 

 EKSİK SUSMALARIM I

Karmaşık bir özet çıkardım kalbime, kendimden habersiz, hiçbir cümlesinde adına dokunmadım. Her gece kıyamet duruşlarında durdum, dolunay hüzmelerinde.
Esmer bir karanlık düşürdüm gözlerimin ta içine, kırık aynalarda  göremediğim zavallı bir karanlık…   

Her konuştuğumda susmalarım eksildi, her gülüşümde hüzün yitirdim ciğerlerimin salonlarından,kendime kömürden mamul acılar biçtim dört duvar karanlığımda…
Hiçbir suçlanış, hiçbir göz hapsi sevmelerime mal edilmedi. Tutsak bir adam oldum, eksik susmalarımın ortasında…
Tutsak bir adam; her sustuğunda bakışlarına imla kurallarına uygun, ama senin adının sadece hüzün satırlarında geçtiği, yüzlerce cümle yükleyebilen bir adam…
Değiştirmedi beni saklı saklı gelişlerin rüyalarıma, ay yüzünü serpiştirişin bile hiç özgürlük eklemedi tutukluğuma, sekiz adımı bulmadı hiç voltalarım
Altı… Yedi…

Bu geceyle beraber duvardaki çetele kaçıncı vurgunu yedi.
Kaç kez tescillendi susuşum, kaçıncıya araladım bir karışlık penceremin perdesini..
Altı… Yedi…

Her gecenin sonunda, seccademin kucağında bulur beni küçük bir çalıkuşu.
Senli  rüyalardan uyandırır masumca. Yüzümdeki izleri saklarım çekinipte,
ben ona seni anlatırım o susar, benim susmalarım eksilir döşeğimin altında biriktirdiğim, beraber sayılırız her sabah…
Altı… Yedi…

Kimsenin yanımda olmadığı her yalnızlığımda, peşin cezalar tütsülenir duvarlarıma, hiçbir hür, bu rutubetli mekanda kürek çekemez, akıntıya.
Ben ne kadar inkar etmiş olsamda…
Soğuk bir beton kokusu sinmiştir soluklarıma…

     SaLTaNaT onbirmart

Yorum (2) Yorum yaz!